25 Eylül 2012 Salı

3 Günlük Hasret



3 gün sürdü cehennem, koca bir 3 gün. Uykusuz, yemeksiz, yorgun 3 gün... Her gecenin sonunda güneş doğarmış, derler. Gün doğdu diyemem. Hala çok yorgunum, zihnim çöplük gibi oldu. Karmakarışık her şey sanki, istediğim aradığım şeyi bulamıyorum beynimin içinde. Gün doğmadı hala evet. Ama karanlıkta beklerken, beklediğim, inandığım yıldız, ışığıyla geldi yanıma. Kafamı koyup dinlenme vaktini haberledi. ''Uyu. Her şey gün doğunca güzel olacak, sen uyu'' Şimdi uyuyorum, uyanınca bu sefer mutluluğu anlatırım.



Kadından;

Canımın içi
Aşkların en güzeli
Gizemin sevgilisi
Rasyonel birisi
İçimden bir parça sanki

Adamdan;

Göğe baktım durdum
İnandım, yıldızım orda
Zenginliğim, her şeyim
Eskimez kalbim onda
Mutluluk, sonsuz onda

Özlem, varsın gelsin
Zevk verir bana anca
Aşkların en güzelisin
Kalbine attım kanca
Ismarlama değil bu
Nerden geldim hiç sorma
Cıs dedi sanki kalbim
Islandı gözyaşıyla

...



Cahildim dünyanın rengine kandım
Hayale aldandım boşuna yandım
Seni ilelebet benimsin sandım
Ölürüm sevdiğim zehirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin
Sözüm yok şu benden kırıldığına
İdip başka dala sarıldığıma
Gönülüm inanmıyor ayrıldığına
Gözyaşım sen oldun kahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin
Garibim can yıkıp gönül kırmadım
Senden ayrı ben bir mekan kurmadım
Daha bir gönüle ikrar vermedim
Batınım sen oldun zahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

NEŞET ERTAŞ

24 Eylül 2012 Pazartesi

Dua

Yemeği geçtim, uyku da yok, aşktansa bana kalan sadece umut. Olmayacak duaya amin denir mi?
Yemin ederim her gün dua edip her gün amin derim. Umudumu çöpe atıp devam etmektense, hem devam ederim hem de umutla dua ederim gelsin(sevsin) diye. Velhasıl gidemeyiz de artık yanına, bana gelmesini istemek ağlamasını görmekten iyi değil.
Her duamda 'dön'...

olsa ya

'2'yi al, yan çevir, çek bi çizgi, oldu mu sana '∞'


Gitti

Gitme be kadın!
Daha mutlu olcak bir ömür varken 3 ay için teşekkür mü edilir hiç
Daha beraber güleceğimiz onca gün, gülerek gözlerimizin içine bakıp birbirimize dokunacağımız onlarca an varken nereye gidiyosun
Gitme dedik işte, böyle hiç komik olmuyor.
Daha burçaktan aldığım tüyolarla en güzel çiçeği alamadım bile ben nereye gidiyorsun
Aklımda yapılacaklar listesinde onca süpriz varken gitme be kadın
Daha izmirin sevgililer klasiği martıları beslemedik seninle, kendi yatağımız olmadan nereye gidiyorsun, buz patenine bile gidemedik, daha beraber sinemaya gidip ilk izlediğimiz filmi unutunca trip atamadık birbirimize
Gitme dedik anla işte
Daha gülüşüne doymadım ben nereye gidiyorsun
Bir günümün sensiz geçmesine üzülürken bir ömür sokmak nedir araya, ne sanıyorsun kendini, nereye gidiyorsun
Kızmıyorum gitmene, hak da veriyorum belki ama nereye gidiyorsun be kadın, gitme dedik işte
Kolay mı sanıyorsun bu kadar kolay vazgeçmek, kolay mı tenlerimizin kokusunu unutmak, derler ya ''parfümün kokusunu bulurum da boynunun kendi kokusunu napıcaz''
Biliyorum bin kere de gitme desem gidiceksin...
İnancını nasıl kaybettirdim, kendimi nasıl sevdirmekten vazgeçtirdim bilmiyorum ama gitme be kadın
Daha sana layık olamayacak hediyeleri bile alamadım nereye gidiyorsun
3 aya sığdırılan bu kadar mutluluk, o kadar güzel anıyı bırakıp nereye gidiyorsun, daha güzel günlere gelmedik bile
Daha ''göğe bakıcaktık'' seninle, bir otobüse binip şehir dışına çıkıcaktık, merak ettiğimiz yerde inip gezicek, sonra devam edicektik
Sen bensiz o otobüse binip nereye gidiyorsun gitme be kadın!
Ben senden fazlasıyla razıyken beni düşündüğünü söyleyip nereye gidiyorsun
Nasıl vazgeçiyosun beni sevmekten ben sana bu kadar inançlıyken
Yapma bunu... öldürme beni... öldürme bizi...
Gitme...

o gemi gelecek!?



-ölmüş babasının gemiyle geleceği ümidiyle her gün sahilde gemilere el sallayan bir adam ismail abi, umuduyla mutlu olup yaşayan.
+ ben gemiyle gelmicem ama
- ama ben de umudumu kaybetmicem ismail abi gibi, gözüm sokakta olacak her gün...

insanın bir umudu olmalı elbet, ve o umudu paylaşacak arkadaşları...

mağluptur bu yolda galip

Sonunda vazgeçtim masaldan. Bir adım ileri atmak isterken olduğum yerde kalakaldım. Kendi mutluluğum için çabalama planları yaparken mağlup etti beni aşkı. Sırf o üzülmesin diye şebeklik yaptım, gözyaşlarım kalbime akarken. Tuz kalbe iyi gelmiyormuş biliyor muydun? Nasıl durdum ayakta nasıl bayılmadım hiç cevap veremeyeceğim sorular arasına girdiler. Konuşacak yapacak bin tane şey düşünürken güzel gülen bir kadının göz yaşlarına mağlup oldum. Sırf o mutlu olsun diye vazgeçtim kendimden...

23 Eylül 2012 Pazar

Rüya?






- özür mü dilersin? ama işte yapıp yapıp özür diliyosun benjamin... ama önce sen beni bi uyandırır mısın, valla,  çünkü çok zor durumdayım sıkıştım kaldım burda ayakta zor duruyorum biliyor musun

- ben gerçekten böyle olsun istememiştim, özür dilerim

-baba gidiyor adam bişey söyle uyandırsın beni

....

- ben böyle bir şeyi kaldıramam baba ya, nolur yani, şunu alıp kafama vurur musun bi tane, allah aşkına ya, valla vur, vur kafama çünkü uyanmak istiyorum yani, kafam çok karışık şu anda. Baba! vur, kafama vur, nolur beni uyandır, allah aşkına uyandır, ben bunu kaldırabilecek durumda değilim. Bana o kadar sert vur ki uyanayım.. eğer uyanmıyorsam da, Baba, göm beni buraya...

ne gömüldüm oraya ne de uyanabildim, sıkıştım kaldım olduğum yerde. tamam bir mecnun, ferhat ya da romeo değilim elbette. Belki hiç kimse bilmeyecek, kimse bahsetmicek benden, gazetelerin 3 sayfalarında bile okunmucak adım, bir kaç arkadaş fısıldayacak kulaktan kulağa sonra unutulacak. Kimse bilsin istediğimden de değil ya işte sırf laf. Ettiğim ve edeceğim laflarla yaşayacak bu masal. Ne mecnunluk yapabilirim ne ferhat gibi dağları delebilirim, ama vazgeçemem. Kendi masalımı yazmaktan dönemem, gözlerini gözlerimden kaçırma sakın. Benim rüyamsa eğer kontrolü sana bırakamam, anla.
Masal kahramanı olamadık belki, belki büyük adam da olamadık kahraman olmak için ama vazgeçmedim. Gülen yüzünün hayalini yaşatacağım sen gelene kadar. Umut ister ver ister verme başka çare yok

- o gemi bir gün gelecek ismail abi!

2 Ağustos 2012 Perşembe

Beynime hapşurdum

Gelinlik giymiş küçük bir kız, yanındaki damatlık giyen ufaklığın poposunu güzelce avuçluyor, çirkin bir köpeğin komik kafa hareketleri derken telefonum çaldı arayan sevgilim. Tam da komikli bir video daha varken aradı, yazıyorum diyemedim çünkü sinirimin bozuk olduğu zamanlarda yazdığımı anlamasından çekindim. (Şimdi bunu okuyup sorular sorma bana sevgilim, öyle işte) Uykum var diyip geçiştirdim, sonra evde oturmaktan sıkıldığımı söyleyecek ve bana bu da iyi gelmeyecek şu an. Sesini duymak iyi geliyor aslında, hatta bu ara iyi gelen tek şey kendisi ama yazıp içimi boşaltmam gerekiyordu kusura bakma.

Bunları yazarken komikli videolar da bitti 199 tl'lik android tablet reklamı girdi şimdi. Her şey mi üst üste gelir? Akıllı tv bile aklısıra taşak geçiyor benimle sanki.

Arkadaşlarımı da özledim. İnsanın etrafında onu anlayanların bulunması güzel şey. Bu ara onları da biraz aksattım ama bunu bile anlıyorlar. Belki Çağlar biraz kızmıştır :) Bazen para olmadığı için bazen de sıcak olduğu için evde oturuyorum. Yalnızken iyi de ev ahalisi çok çekilmiyor. Sürekli kavga sürekli bir gerginlik olacak endişesi. Geçenlerde babama çıkıştım beni daha 20li yaşlarımda sinir hastası ettiniz diye, ilk defa karşılık vermedi. Verse içimi boşaltsam daha mı iyi olurdu bilmiyorum, belki böylesi daha iyi. Nefesimi kontrol etmekte zorlanıyorum. Muhakkak sigaranın da etkisi vardır ama özellikle duygu patlamaları yaşadığım zamanlda oluyor bu. Heh tam bunları yazarken üstüne yemek üzerinden tartışma gerginlik. En yakın zamanda çalışmaya başlayıp kendi hayatımı kurmam gerektiğini düşünüyorum artık. Yoksa ufak beynim kaldıramıcak daha fazla gerginliği.

Bu arada karıncanın ufak bir su damlasından su içmesini de kesinlikle görmelisin. Kahvelerin de üzerine ne güzel şekil yapıyorlar kremayla aklım çıkıyor.

- fıstık
+ efendim?
- sensin fıstık

10 Temmuz 2012 Salı

Merhaba Hüsnü

-  merhaba ben Serest
+ merhaba. ben Kuruntu, Hüsnü Kuruntu

Böyle giriş olur mu? E olcak bi zahmet kusura bakma! Her şey olduğu kadar işte sevgili okuyan.

Psikolojik rahatsızlık düşkünü ergenler gibi, utanmasam obsesif olmak üzereyim dicem. Anlamakta güçlük çektiğim şeyler üzerine kafa yorup kendi beynimi yemeye başladım yine. İstemeden devrik cümle kuran aşıklara döndüm sonunda. Sevgili sevgilimin de katkısı yok diyemem ama. Tek suçlu ben olacak değilim elbet ne sandın. Bir gün çok ilgi gösterip diğer gün yayınca conta yakıyoruz haliyle. İlgi arsızı bana yapılcak şey mi bu, he sen söyle Hüsnü'cüm. (Hüsnü'cüm dememe kızmazsın umarım.) Neyse Hüsnü'cüm bu bad tribi anlatmak da yazmak da iyi gelmiyor şimdi. Hadi şarkı dinleyelim biz seninle, gel hadi.


''Bugünün en sıkılanı ben miyim, samimiyetsiz miyim yoksa kel miyim, laf anlamaz huysuz dedeler gibi bi baktım da fiyakalı bir tripteyim''

10 Haziran 2012 Pazar

Kendime bile kandığıma göre salak olmalıyım

Uzun uzadıya yazmaya gerek yok! Salağım, o kadar!

11 Mayıs 2012 Cuma

Geçen sene yazmışım, kısmet bugüneymiş

Bugün hasta oldum, her yerim ağrıyor. Bugün dediysem öyle bir anda olmaz derler ya büyükler, önceden kaptım heralde şifayı. 2-3 gün yatınca düzelirim heralde her zamanki gibi. Neyse hadi bu geçicek, asıl hastalığımdan nasıl kurtulucam bugünlerde onun sorgulamasını yapıyorum. Bir yandan yalnızlıktan keder yaparken bir yandan da kendi kendimi asosyal duruma düşürmenin salaklığını hissediyorum.

İki gün önce nazilliye döndüm, öncesinde 1 ay boyunca izmirde, memleketimdeydim. Ailemin, arkadaşlarımın, sevdiklerimin çoğunun bulunduğu şehir. İzmirdeyken evde oturmayı sevmiyorum, burası güzel. Ama sürekli görüştüğüm insanlar dışında da yeni kişiler tanıyasım, kendimi onlara açasım yok. Yeni tanıştığım insanlara hep mesafeli, soğuk davranıyorum. Evet, büyüdükçe daha kıl daha uyuz birine dönüşüyor olabilirim, ama bu beni rahatsız ediyorsa ve kurtulmanın bir yolunu bulamıyorsam ve sürekli daha da kötüye gittiğini hissediyorsam sanırım buna da hastalık diyebilirim.

Nazillide de durum pek farklı değil. Ev arkadaşlarım ve birkaç sınıf arkadaşı dışında kimseyle görüşüp bir aktivite içinde yer almıyorum. Hatta evdeyken bile genelde odamdan dışarı çıkmak zulüm oluyor. Neşesiz somurtkan bir adam değilim elbet, sadece hastayım işte. Odamda oturup dizi, film izlemek, oyun oynamak insanlarla iletişim kurmaktan daha basit geliyor.

Semptomlar belli, hastalık belli. İnsan kendi kendisinin doktoru olamayabiliyormuş demekki. Bir doktor gerek. Belki kolumdan tutup, bütün suratsızlığımı uyuzluğumu görmezden gelip beni dışarı atacak, yeni birşeyler yapmam için beni zorlayacak bir şifacı...

10 Mayıs 2012 Perşembe

Neden Olmasındı?

Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama bu şarkıyla sardım bu gece bulutsuzluk özlemine. Bir umut tohumu atıyorum beynime, filizlenir mi bilemem. Olmaz diyen de oldu aslında, saçma bulan da ama ben yine de nejat abinin ''neden olmasın''ını kazıdım aklıma.


Filler ve Başım

Çok ihmal ettim seni kusura bakma. Ne hevesim vardı ne de yazdıracak biri, ne de bişey. Bu gece bulutsuzluk özleminden gittim. Migrenimin etkisi yok diyemem ama yine de dinlemeli