Bugün hasta oldum, her yerim ağrıyor. Bugün dediysem öyle bir anda olmaz derler ya büyükler, önceden kaptım heralde şifayı. 2-3 gün yatınca düzelirim heralde her zamanki gibi. Neyse hadi bu geçicek, asıl hastalığımdan nasıl kurtulucam bugünlerde onun sorgulamasını yapıyorum. Bir yandan yalnızlıktan keder yaparken bir yandan da kendi kendimi asosyal duruma düşürmenin salaklığını hissediyorum.
İki gün önce nazilliye döndüm, öncesinde 1 ay boyunca izmirde, memleketimdeydim. Ailemin, arkadaşlarımın, sevdiklerimin çoğunun bulunduğu şehir. İzmirdeyken evde oturmayı sevmiyorum, burası güzel. Ama sürekli görüştüğüm insanlar dışında da yeni kişiler tanıyasım, kendimi onlara açasım yok. Yeni tanıştığım insanlara hep mesafeli, soğuk davranıyorum. Evet, büyüdükçe daha kıl daha uyuz birine dönüşüyor olabilirim, ama bu beni rahatsız ediyorsa ve kurtulmanın bir yolunu bulamıyorsam ve sürekli daha da kötüye gittiğini hissediyorsam sanırım buna da hastalık diyebilirim.
Nazillide de durum pek farklı değil. Ev arkadaşlarım ve birkaç sınıf arkadaşı dışında kimseyle görüşüp bir aktivite içinde yer almıyorum. Hatta evdeyken bile genelde odamdan dışarı çıkmak zulüm oluyor. Neşesiz somurtkan bir adam değilim elbet, sadece hastayım işte. Odamda oturup dizi, film izlemek, oyun oynamak insanlarla iletişim kurmaktan daha basit geliyor.
Semptomlar belli, hastalık belli. İnsan kendi kendisinin doktoru olamayabiliyormuş demekki. Bir doktor gerek. Belki kolumdan tutup, bütün suratsızlığımı uyuzluğumu görmezden gelip beni dışarı atacak, yeni birşeyler yapmam için beni zorlayacak bir şifacı...
11 Mayıs 2012 Cuma
10 Mayıs 2012 Perşembe
Neden Olmasındı?
Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama bu şarkıyla sardım bu gece bulutsuzluk özlemine. Bir umut tohumu atıyorum beynime, filizlenir mi bilemem. Olmaz diyen de oldu aslında, saçma bulan da ama ben yine de nejat abinin ''neden olmasın''ını kazıdım aklıma.
Filler ve Başım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)