Eğer otobüste yanınıza oturup sizinle konuşmaya çalışan bir yaşlı varsa herşeyine onay vermelisiniz. Dediklerine inanmasanız da vereceğiniz olumsuz bir yanıt sizi daha çok genç ve toy durumuna düşürecek bir gülümsemeyle karşı karşıya getirecektir, ki öyle olduğunuzu bilseniz bile bu bir boks maçında maçı kaybedeceğinizi bilmenize ramen maça çıkıp maçı göbeğinizden ısırılarak yenilmişsiniz hissi uyandıracaktır.
Kafamı sallayıp ''doğru'' dedim fötrlü amcaya. Biliniz ki vereceğiniz onay daha çok darbe alacaksanız ama diğer şıktan daha acısız bir mağlubiyet görecekseniz demektir. Bunu bilen fötrlü devam etti. ''İnsanlar kalplerinin değerini yeterince bilemiyorlar. Siz gençler birini seversiniz, peşinden koşup aklınıza daha önce gelmeyecek şeyleri yaparsınız, peki ulaştığınız zaman neden sevginizi göstermekten kaçınırsınız?'' dedi. Heh dedim içimden fötrlü amca şimdi ilgimi çekmeye başladın işte. Çünkü ben de her genç gibi aşklı meşkli konulara gereğinden fazla ilgiliyim. ''Yanında sevdiğin sevgili olsun ister de neden yanındayken o yokmuş gibi davranır insan!? Kıymet bilmemek de değil aslında ya bu'' Fötr şapkalı amca gözümde Shangai Tapınaklarından gelen bir rahibe, Kung-fu ustası bir sensei'ye, yemek tarifi veren Emine Beder'e dönüşmüştü gözümde.
Yalnız kalmaktan korkuyorsunuz, dedi. ''Yalnız kalmaktan korkup birinin peşinden koşuyorsunuz, sonra da aslında istediğinizin o olmadığını anladığınızda alışkanlıklarınızdan kurtulamıyorsunuz. Kötü giden evlilikler gibi birbirinizi sevmeseniz de birbirinize alışmış olmaktan dolayı kopamıyor, eziyet çektiriyorsunuz.'' O arada gözüm otobüse binen sarışına takıldı, ki kendisi takılınmıcak gibi değildi. Sensei'nin dediklerini kaçırmaya, takip edememeye başlamıştım. 2-3 durak sonra sarışın kapıya yöneldi, tam artık sensei'ye dikkatimi verebilirim derken o da iyi günler diliyip kapıya yöneldi.
Fötrlü amcadan sonra düşünmeye başladım, o beğendiğim sarışını tanımadığım gibi birçok tanımadığım kişinin peşinden koşmuştum şimdiye kadar. Şimdi de güzel bir kızla tanışsam peşinden koşmak gibi bir hak veriyordu bana yalnızlık. Ama bize Ahmet Çakar misali seçenekler sunan 'yalnızlık' bedelini de istiyordu zamanı gelince. Sadece fıstık gibi diye bir kızın peşinden koşup sevgili olma çabalarının başarılı olması ilk başlarda ne kadar mutlu etse de, birbiriyle anlaşamayan iki kişinin yanyanayken ki yalnızlığı da bir o kadar acı verebilir. Eski yalnızlığınızla şimdi yalnızlığın arasında bir seçim sunar bu sefer size 'yalnızlık'. En azından kafam rahattı diyip kendi yalnızlığınıza dönersiniz. Bu sefer de birinin sıcak ellerinii sevildiğini hissedememek koyar.
İçimden bunlar geçerken otobüste ne sarışın kaldı ne esmer. Otobüsten indim... Eve doğru yürüdüm tek başıma...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder